uzun zamandır yazmıyorum. yazamıyorum. bir çeşit protesto gibi blogcu kendini bu kadar sapıtmışken düşüncelerim donmuş kalmış bu süreç içerisinde. öylece bakıyorum ekrana. alışkanlık bir şeyler...
don't love it will be gone soon soon melted will be melted like a snow a snowflake why don't you wait for the sun it is shining , well it is brightening look, look sun...
gitme ve gelme eylemleri arasında parçaları eksik köprüler iştebirini sağlamlaştırabilmek için öbüründen çalıyoruz mecbur hatta çok zorlanırsak başkalarının köprülerine de dadanıyoruzonlar kapana kısılırken,kapana kıstırıyorlar bazenyakasın...
<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-language:EN-US;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> i can feel but i am not real...
konuşmaya ihtiyacım var şu anda..birinin ellerinden tutup anlatsam bir şeyleri dokunsam koluna ya da bacağına bazen kırsam döksem etrafımdakileri kendimi ifade edebilceğim her türlü yöntemi...
günlerden bir gün bir taş yolunda her zaman yaptığı gibi duruyormuş.sonra bir kızın kafasına atmışlarkızın elleri kanamışhalbuki kafası kırılmıştaş ölü taklidi yapmışçevredekiler taşı suya...
gece sessiz..evde iki ayrı televizyondan çıkan seslerodalar karanlıkyeni gelen elektrik faturasından mı cevabı belirsizbilgisayarda inleyen bir adam let me sign diyorcan not fight the devil...
değer verdiğimsavunduğumdeli gibi dil döktüğüm benimsediğim.....ben beni satıyorsam eğer ben neyim???dursun artık yeter dursun bir an önce..
geceden sıkılıp gündüzün tadına bakmaktı tüm isteğim.tek beslenmem gelip geçen insanların umutlarıydı.gülümsedim gördükçeçiçeklere gülücük serptimpapatyalara geri döndüm benmutluluğa parmak çaldımhey gidi dünyasen beni parçaladın ama...
-bir kerede sen denesen dedim. çığlıklarını üzerime yıktı- e allah belamı versin o zaman dedim.- versin- amin.ağzıma tükürdüm.yerden bir bulut seçtiğim gibi atladım çomağıma geçmişi...
ailesiyle birlikte pikniğe gitmiş bir kız çocuğunu öyküsü olmalı bu..yeşil çimenler, güneşli sıcak hava, esen ılık bir rüzgar eşliğinde olmalıydı..annesinin ve babasının elini sıkıca tutmuş...
herhangi bir kul tarafından gerçekleşti tüm terkedişlermavi gözlü bir tanrıydı elimden çekip gök kuşağına oturtan benive bir başka bal gözlü bir tanrı alıp attı bulutların...
" benim şimdiye kadar ki en büyük yaşatacağım kalp kırığım olacak! "kıkırdamalar...önümdeki zıkkımı yudumlarken arkamdaki iki meretin konuşmalarına kulak kesilmiştim. bu cümleyi düşündüm bir an....
yüzler yüz bulabilmekte özentilerinden,benliğin astarını istemiş çok mu?? düşün ki yüzler yok etrafında, suç kimin... "sen ve senin lüks yaşantından"; bu kadar ölen varken yaşamak...
*kalkın sofrayı hazırlayın corciyalar - pazar kahvaltıları*yemek hazır corciya hadi kapat bilgisayarı da gel- akşam yemekleri*nasılsın corciyam- telefon muhabbetleri*gerlirken getirmemi istediğin/ isteğin var mı corciya-...
doğum günün kutlu olsun doğum gününü kutlayarak geldim sana ama elim boş bir kaç anım var sana verebileceğimbolca hayal kırıklıklarımöyle küçük sanma hepsi canlı hepsi...
bak bulut bu senin bu da senin gibi uçuyornereye hımm hiç düşünmedi be bulutuçmak bile var mıydı aklında onu bile bilmezkibak bulut uçmaktan korkmuyor artıkyanlız...